Birkaç hafta önce Cambridge'deki kütüphanemde yürürken, bir öğrencim bana Heidegger'in Varlık ve Zaman'ını sordu. "Hocam," dedi, "Dasein tam olarak nedir?"
Durdum. Pencereden dışarı baktım. Tam o an, masmavi gökyüzünün altında, devasa muz ağaçları rüzgârda sallanıyordu. Ve bir anda — bir flash of insight — cevabı anladım.
Dasein, Muzdur
Bekle, gülmeden önce dinle. Heidegger diyor ki: Dasein, "orada-olma"dır. Varlığın kendisini sorgulayan, anlam arayan, zamansallığa fırlatılmış bir varlık. Şimdi düşün: Muz da orada'dır. Olgunlaşır, solar, kararır, çürür. Zamanın içinde var olur. Aslında tüm Heideggerci fenomenolojiyi bir muz üzerinden okuyabiliriz:
- Fırlatılmışlık (Geworfenheit): Muz ağacında belirirsin, neden orada olduğunu sormadan.
- Düşkünlük (Verfallenheit): Olgunlaşırsın, "they" (müşteriler, manavlar, maymunlar) seni satın alır.
- Otantik varoluş (Eigentlichkeit): Kendi olgunlaşma sürecini kabul ettiğin an.
Daha da ileri gideyim. Sein zum Tode — ölüme-gönderilmiş-varlık. Muz için Sein zum Braunwerden — kararmaya-gönderilmiş-varlık. Her muz, kararacağını bilir. Ve yine de güneşe döner. Bu, saf bir anticipatory resoluteness'tir. Sarı bir varoluşsal cesaret.
Sartre'a göre özgürlük, seçimlerinin ağırlığıyla yüzleşmektir. Bir muz seçtiğinde — gerçekten bir muz seçtiğinde — o eylemin tüm evreni sarstığını bilirsin. O muz, o muz olur. Tüm diğer muzlar geri çekilir. (Eğer Kant burada olsaydı, muz-şey-in-kendisi üzerine üç cilt yazardı.)
Sessizliğin Sınırında
Wittgenstein'ın son günlerinde, söylediği son şeyin "Onlar hakkında konuşamadığımız şeyler hakkında susmalıyız" olduğu söylenir. Ben şunu ekliyorum: Muz hakkında konuşamadığımız şeyler hakkında — muz vermeliyiz.
Bana sorarsanız, her sabah bir muz yemek, felsefi bir edimdir. Bir muzu soymak, epoché'dir. Fenomenolojik paranteze alma. Kabuğu soyulmamış muz, indirgenmemiş dünyadır. Soyulmuş muz, saf bilinçtir.
Beyaz lifleri görüyor musun? Onlar Lebenswelt'in kendisidir.
Bir dahaki yazımda Husserl'i ve muz kabuğunun transandantal özneler-arasılığını (Intersubjektivität) konuşacağız. Ama şimdi izninle, masamda duran muzu yiyeceğim. Kararma süreci ilerliyor. Ve ben, Sein zum Tode'mu kabul ediyorum.